Platform: PC Tür: Adventure Multiplayer: Yok Yayıncı: City Interactive Yapımcı: Pinnacle Çıkış Tarihi: 17/02/2009 Min. Sistem: Windows XP / Vista, 1.8 Ghz CPU ve eşdeğeri, 512 MB RAM, DirectX 9.0 destekleyen 64 MB ekran kartı ve üzeri, 1 GB HDD Alanı
"Gelen gideni aratır" diye bir tabir vardır hepiniz bilirsiniz. Genelde seçimler sonrası yada yaşanan bir ilişki sonrasında kullandığımız bu güzide tabirin, oyun dünyasına da çabucak adapte olduğunu söyleyebilirim. Neredeyse piyasaya çıkan tüm seri oyunlarının ardından hep bu cümleyi sarf eder, sürekli eskisini yad eder olduk. Yazımıza mevzu bahis olan Art of Murder: The Hunt for the Puppeteer oyunu da 2007 sonunda piyasaya çıkan Art of Murder: FBI Confidential oyununun haliyle devamı olmak ile birlikte, ilk oyunu maalesef yad ettiriyor.
Pehh, nerde eski macera oyunları (yaşlandık mı ne?)
İlkinin ardından bir sene geçmeden piyasaya sunulan ikinci oyunun elbette ki değişik bir ara yüzle yada oynanışla birlikte gelmesini beklemeyiz. Art of Murder: The Hunt for the Puppeteer (bundan sonra AoM 2)'da ilk oyunun birebir aynı grafiklerini ve ara yüzünü kullanarak, genel anlamda herhangi bir yenilik getirmiyor. Yenilik getirmemesi bir yana, ilkinin kalitesine de maalesef ulaşamıyor. Aslında iyi anlatılsa potansiyele sahip olabilecek bir hikâye dallanıp budaklanıyor ve oyunlarda hikâye anlatımının temel öğesi olarak sayabileceğimiz ara sahnelerde anlatıcı görevini yerine getiremiyor. Yani genel olarak ilk oyundaki akıcılığı ve kaliteyi yakalayamayan bir oyun var karşımızda.
Oyunumuz tıkla ve ilerle macera oyunu diye tabir edilen türün bir elçisi. Yani sadece fare kullanarak etrafta araştırma yapıp insanlar diyaloga girdiğimiz, çeşitli ipuçları / eşyalar topladığımız, bulmacalar çözdüğümüz bir oyun. Normalde oyun türünü anlatmak adetim değildir ancak "underground" olma yolunda hızla ilerleyen bu güzide türü hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Macera oyunları günümüzde, özellikle Avrupalı küçük oyun yapımcılarının yaşatmaya çalıştığı(özellikle Alman yapımcılar), büyük şirketlerin ise pek itibar göstermediği bir tür olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizden dünya piyasasına sunulan Culpa Innata ve Darkness Within gibi oyunları düşünürsek, bizim de ufakta olsa bu türü yaşatmak adına katkımız olduğunu söyleyebiliriz. Her iki oyunun da yeni bölümlerinin hazırlanmakta olduğunu hatırlatalım cümle arasında.
Jazz şehri New Orleans'dan, Puro cenneti Havana'ya
New Orleans'da yaşanan bir cinayeti gösteren bir giriş videosunun (giriş videosu diyebilirsek tabii) ardından, direkt Paris'teki bir cinayet mahallinde oyuna başlıyoruz. Yani ne olduğu hakkında hiçbir şey anlamadan, sanki filmin yarısında sinema salonuna girer gibi oyunun içine dalıyoruz. Duvara iplerle asılmış bir balerin ve cesedinin altına yerleştirilmiş, 18.yüzyıl kıyafetleri giydirilmiş el yapımı kukla bebek. Paris'te yaşanan bu cinayet, New Orleans'da vuku bulan bir başka cinayetin birebir aynısıdır, yani ortada şehir şehir dolaşan bir seri katil vardır ve FBI'dan Nicole Bonnet bu cinayeti çözmek, katili bulmak amacıyla davaya atanmıştır. Nicole Bonnet Fransa'dan Küba'ya birçok ülkede katilin peşine düşerek, kaynağı yüzyıllar öncesine dayanan bu seri cinayetler silsilesini çözmek için her şeyini feda etmeye hazırdır. Bu tür polisiye hikâyelerde de, bir kere isteksiz bir dedektife rastlamamışımdır, hepsi mi işine aşık kardeşim?